Çocuklarla doğru iletişim için dinleme, duyguya eşlik etme, sınır koyma ve yapıcı dil kullanma yöntemlerini keşfedin.
Çocuklarla Sağlıklı İletişim Nasıl Kurulur?
Çocuklarla güçlü bir ilişki kurmanın temelinde doğru iletişim vardır. Anne ve babaların her konuda uzman olması gerekmez; ancak dinlemeyi, anlamayı, duyguları fark etmeyi ve sınırları sakin biçimde ifade etmeyi öğrenmek aile içindeki iletişimi büyük ölçüde güçlendirebilir.
Çocuklar çoğu zaman yalnızca ne söylediğimize değil, nasıl söylediğimize de dikkat eder. Ses tonumuz, beden dilimiz, sabrımız ve onları gerçekten dinleyip dinlemediğimiz, iletişimin kalitesini belirler.
Sağlıklı iletişim için dört temel adım önemlidir:
1. Önce Dinleyin ve Gözlemleyin
Çocuğunuz konuşurken hemen çözüm üretmeye, öğüt vermeye veya yargılamaya çalışmayın.
Önce gerçekten dinleyin.
Çocuğun yüz ifadesine, ses tonuna, davranışlarına ve kullandığı kelimelere dikkat edin. Bazen çocuk söylediklerinden çok, söylemekte zorlandıklarıyla bize bir şey anlatır.
Örneğin çocuk;
“Kimse benimle oynamıyor.”
dediğinde hemen;
“Sen de git başkalarıyla oyna.”
demek yerine biraz daha dinlemek daha değerlidir.
“Bugün kendini yalnız hissetmiş olabilir misin?”
gibi bir soru, çocuğun yaşadığı duyguyu daha rahat anlatmasına yardımcı olabilir.
Çocuk kendisini dinlenmiş hissettiğinde, sizinle konuşmaya devam etme ihtimali de artar.
2. Çocuğun Dünyasına Yaklaşın
İletişim yalnızca kelimelerle kurulmaz.
Küçük bir çocuk yerde oynarken onunla konuşmak için yanına oturmak, üzgün olduğunda acele etmeden yanında bulunmak veya konuşurken dikkat dağıtıcı şeyleri bir kenara bırakmak çocuğa şu mesajı verir:
“Seni önemsiyorum ve seni dinliyorum.”
Çocuğun fiziksel seviyesine yaklaşmak, iletişimi daha sıcak ve güvenli hale getirebilir.
Ancak her çocuk aynı değildir. Bazı çocuklar konuşurken doğrudan göz teması kurmayı severken bazıları yan yana otururken veya bir işle uğraşırken daha rahat konuşabilir.
Amaç çocuğu belirli bir iletişim biçimine zorlamak değil, kendini rahat hissedeceği ortamı oluşturmak olmalıdır.
3. Duygusunu Anladığınızı Gösterin
Çocuğun duygusunu anlamak, yaptığı her davranışı onaylamak anlamına gelmez.
Örneğin çocuk oyuncağı alınmadığı için öfkeleniyorsa;
“Bu oyuncağı çok istediğini ve alamayınca üzüldüğünü görüyorum.”
diyebilirsiniz.
Bu cümle çocuğun duygusunu kabul eder. Ancak sınır değişmek zorunda değildir.
Ardından;
“Bugün bunu almayacağız. İstersen doğum günü listene ekleyebiliriz.”
denilebilir.
Benzer şekilde;
“Arkadaşının böyle söylemesi seni üzmüş.”
“Sınav öncesinde biraz kaygılı görünüyorsun.”
“Oyunun bitmesini istemediğin için kızgınsın.”
gibi ifadeler çocuğun duygularını anlamlandırmasına yardımcı olabilir.
Çocuk “Anlaşılıyorum.” duygusunu yaşadığında, söylediklerinizi dinlemeye daha açık hale gelir.
4. Sonra Kendi Mesajınızı Verin
Çocuğu dinledikten ve duygusunu anladığınızı gösterdikten sonra kendi görüşünüzü ifade etmek çok daha kolaydır.
Bu aşamada uzun öğütler yerine kısa, anlaşılır ve yaşına uygun mesajlar vermek daha etkilidir.
Örneğin:
“Kızgın olabilirsin ama arkadaşına vuramayız.”
“Oyuncağını paylaşmak istemediğini anlıyorum. Ancak oyun bitince sırayı arkadaşına verebiliriz.”
“Üzgün olduğunda bağırmak yerine bana ne olduğunu anlatabilirsin.”
Burada önemli olan çocuğa yalnızca yanlış davranışı söylemek değil, yerine ne yapabileceğini de göstermektir.
“Sen Dili” Yerine Daha Yapıcı Bir Dil
Sürekli;
“Sen çok yaramazsın.”
“Sen hiç dinlemiyorsun.”
“Sen zaten hep böylesin.”
gibi ifadeler kullanmak davranış ile çocuğun kişiliğini birbirine karıştırabilir.
Bunun yerine davranışı tarif etmek daha sağlıklıdır:
“Oyuncaklar yerde kaldığında yürümek zorlaşıyor. Birlikte toplayalım.”
veya;
“Ses çok yükseldiğinde birbirimizi anlamakta zorlanıyoruz. Biraz daha sakin konuşalım.”
Bu yaklaşım çocuğa “Sen kötüsün.” mesajı vermek yerine “Bu davranışı değiştirebiliriz.” mesajı verir.
İletişimde Amaç Kazanmak Değil, Bağ Kurmaktır
Anne-baba ile çocuk arasındaki iletişim bir güç mücadelesine dönüşmemelidir.
Amaç her tartışmada yetişkinin haklı çıkması değil; çocuğun kendisini ifade etmeyi, karşısındakini dinlemeyi ve sorunları konuşarak çözmeyi öğrenmesidir.
Bazen yetişkinin şu cümleyi söylemesi bile iletişimi değiştirebilir:
“Seni tam anlayamadım. Bir daha anlatır mısın?”
Bu cümle çocuğa düşüncelerinin önemli olduğunu hissettirir.
Çocuklar İletişimi Bizden Öğrenir
Çocuklara “sakin konuş”, “dinle”, “saygılı ol” demek tek başına yeterli değildir.
Bunları günlük yaşamda görmeleri gerekir.
Çocuğun sözünü sürekli kesiyorsak ondan sabırla dinlemesini beklemek zorlaşır. Kızdığımızda bağırıyorsak, ona sakin iletişimi öğretmek daha güç hale gelir.
Çocuklar iletişimi yalnızca anlattıklarımızdan değil, bizim onlarla ve diğer insanlarla nasıl konuştuğumuzdan da öğrenirler.
Sağlıklı İletişimin Temeli
Çocuklarla iletişimde şu dört adımı hatırlamak çoğu zaman yeterlidir:
Dinle → Yaklaş → Anla → Rehberlik Et
Önce çocuğunuzu dinleyin.
Onun dünyasına yaklaşın.
Duygusunu anlamaya çalışın.
Ardından doğru davranışı sakin ve açık biçimde gösterin.
Çocukların her zaman bizimle aynı fikirde olmaları gerekmez. Ama kendilerini bizim yanımızda güvende, değerli ve dinlenmiş hissetmeleri gerekir.
Çocuğunuzla kurduğunuz iletişim, yalnızca bugünkü davranışlarını değil, gelecekte diğer insanlarla kuracağı ilişkilerin temelini de şekillendirir.