Okul öncesi çocuklarda hayal, gerçek ve yalan arasındaki farkı keşfedin. Çocuğa kızmadan dürüstlüğü nasıl destekleyebileceğinizi öğrenin.
Çocuklar Yalan Söyler mi?
Okul öncesi dönemde çocukların zaman zaman gerçekte olmayan olaylardan söz etmeleri, yaşadıkları bir olayı farklı anlatmaları veya hayal ettikleri bir şeyi gerçekten olmuş gibi aktarmaları görülebilir.
Ancak bu tür ifadeleri yetişkinlerdeki anlamıyla hemen “yalan söyleme” olarak değerlendirmek doğru değildir.
Küçük çocukların hayal gücü oldukça güçlüdür. Ayrıca geçmişte yaşanan bir olayı eksiksiz ve doğru biçimde hatırlamakta zorlanabilir, bazı ayrıntıları karıştırabilir veya anlatırken hayal dünyalarından parçalar ekleyebilirler.
Bu nedenle önce şu soruyu sormak daha yararlıdır:
“Çocuğum neden böyle anlatıyor?”
Hayal ile Gerçeği Birbirine Karıştırabilirler
Özellikle küçük yaşlarda çocukların oyunları, hikâyeleri ve hayalleri günlük yaşamla iç içe geçebilir.
Bir çocuk;
“Dün odamda bir ejderha vardı.”
veya;
“Öğretmen bana yüz tane oyuncak verdi.”
dediğinde, bu her zaman yetişkinleri kandırma amacı taşımaz.
Çocuk bazen yaşadığı bir olayı abartarak anlatabilir, oyun sırasında oluşturduğu hikâyeyi gerçek olayla birleştirebilir veya hatırlamadığı ayrıntıları kendi zihninde tamamlayabilir.
Bu tür durumlarda sert biçimde;
“Yalan söylüyorsun!”
demek yerine;
“Bu anlattığın gerçekten oldu mu, yoksa hayal ettiğin bir hikâye mi?”
şeklinde sakin bir soru sormak daha öğreticidir.
Bazen Gerçeği Bilerek Değiştirebilirler
Çocuklar büyüdükçe, bazı durumlarda gerçeği bilinçli olarak değiştirmeye başlayabilirler.
Örneğin bir çocuk yaptığı bir davranışın sonucundan kaçınmak için;
“Ben yapmadım.”
diyebilir.
Burada önemli olan yalnızca gerçeğe aykırı cümleye odaklanmak değil, çocuğun neden bunu söyleme ihtiyacı duyduğunu anlamaktır.
Çocuk;
- Kızılmaktan korkuyor olabilir,
- Ceza almaktan kaçınmak isteyebilir,
- Bir yetişkinin onayını kaybetmekten endişe edebilir,
- Dikkat çekmeye çalışabilir,
- Bir arkadaşını korumak isteyebilir,
- Utandığı bir durumu gizlemek isteyebilir.
Davranışın nedenini anlamak, doğru yaklaşımı belirlemeyi kolaylaştırır.
Çocuğu “Yalancı” Diye Etiketlemeyin
Bir davranış ile çocuğun kişiliği birbirinden ayrılmalıdır.
“Sen yalancısın.”
demek yerine;
“Bana anlattığın şey ile olanlar birbirinden farklı görünüyor. Birlikte tekrar düşünelim.”
gibi ifadeler kullanılabilir.
Etiketlemek çocuğa olumsuz bir kimlik yükler. Oysa hedef, doğruyu söylemenin güvenli ve değerli olduğunu öğretmektir.
Sert Tepkiler Yerine Güvenli İletişim
Çocuk gerçeği söylediğinde çok ağır bir tepkiyle karşılaşıyorsa, ilerleyen zamanlarda gerçeği saklama eğilimi gösterebilir.
Bu nedenle çocuk bir hata yaptığını kabul ettiğinde önce sakin kalmak önemlidir.
Örneğin:
“Bana doğruyu söylediğin için teşekkür ederim. Şimdi bunu nasıl düzeltebileceğimizi düşünelim.”
Bu yaklaşım, hatayı görmezden gelmek anlamına gelmez. Çocuk yine davranışının sonucunu yaşayabilir; ancak dürüst olmanın güvenli olduğunu öğrenir.
Hayali Hikâyeleri Destekleyin, Gerçeği de Ayırın
Hayal gücü çocuk gelişiminin değerli bir parçasıdır ve bastırılması gereken bir özellik değildir.
Çocuk hayali bir hikâye anlattığında;
“Bu çok güzel bir hikâye olmuş. Bunu gerçekten mi yaşadın, yoksa sen mi hayal ettin?”
diye sorabilirsiniz.
Böylece hem hayal gücünü desteklemiş hem de gerçek ile kurgu arasındaki ayrımı öğrenmesine yardımcı olmuş olursunuz.
Dikkat Çekmek İçin Anlatıyor Olabilir
Bazen çocuklar yetişkinlerin ilgisini çekmek için olayları büyütebilir veya olmayan şeyleri olmuş gibi anlatabilir.
Bu durumda yalnızca davranışı düzeltmeye çalışmak yerine çocuğun sizinle geçirdiği zamanı da değerlendirmek yararlı olabilir.
Gün içerisinde;
- Onu gerçekten dinliyor musunuz?
- Anlattığı küçük şeylere ilgi gösteriyor musunuz?
- Birlikte oyun oynuyor musunuz?
- Sizin dikkatinizi yalnızca sorun çıkardığında mı kazanıyor?
Bu sorular aile içindeki iletişim açısından önemli ipuçları verebilir.
Doğruyu Söylemeyi Nasıl Destekleyebiliriz?
Çocukların dürüstlüğü öğrenmesinde yetişkinlerin davranışları büyük rol oynar.
Çocuğa doğruyu söylemesini öğretirken yetişkinlerin de günlük yaşamda dürüst ve tutarlı davranması gerekir.
Çocuk bir hatasını söylediğinde;
“Doğruyu söylediğin için memnunum.”
gibi somut geri bildirimler verilebilir.
Aynı zamanda çocuğun hata yapmasına belirli ölçülerde alan tanımak gerekir. Çünkü çocuk, gerçeği söylediğinde yalnızca kızgınlıkla karşılaşacağını düşünüyorsa bunu saklamayı tercih edebilir.
Ne Zaman Daha Yakından Değerlendirilmeli?
Gerçeği sürekli değiştirme davranışı;
- Çok sık tekrarlanıyorsa,
- Evde ve okulda belirgin hale geldiyse,
- Arkadaş ilişkilerini bozuyorsa,
- Yoğun korku veya kaygıyla birlikte görülüyorsa,
- Çocuk yaşına uygun biçimde gerçek ile hayali ayırabildiği halde davranış devam ediyorsa,
davranışın altında yatan nedenleri anlamak için bir çocuk gelişimi veya ruh sağlığı uzmanından destek almak yararlı olabilir.
Buradaki amaç çocuğa bir etiket koymak değil, davranışın hangi ihtiyaca hizmet ettiğini anlamaktır.
Sonuç
Çocukların gerçek dışı ifadeleri her zaman aynı anlamı taşımaz.
Bazen güçlü bir hayal dünyasının, bazen hatırlama biçiminin, bazen korkunun, bazen de ilgi veya korunma ihtiyacının bir sonucu olabilir.
Bu nedenle yetişkinlerin ilk tepkisi suçlamak değil, anlamaya çalışmak olmalıdır.
Çocuğa dürüst olmayı öğretmenin en güçlü yolu, gerçeği söylediğinde kendisini güvende hissedebileceği bir ilişki kurmaktır.